Cilt 2 Sayı 3 (Ocak 2026)
Sayı Bilgileri Sayı Dosyaları

ss. i - vi

Özet

Anahtar kelimeler:

Orjinal Araştırma Makaleleri From Social Responsibility to Social Distance: Northern Cyprus Universities in the Pandemic

Özgür Batur-Süleyman Aksu

ss. 1 - 38   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.1

Özet

Universities are seen as key drivers of social change and development in their local surroundings as well as the society itself. The social responsibility of the universities is regarded as their third mission after research and instruction duties all over the world. This third mission is accomplished through a variety of actions and disse mination of information through official websites as online disclosure is one way to accomplish corporate communication This research has the purpose to examine the news, activities and announcement links to the websites of 24 universities in the Turkish Republic of Northern Cyprus regarding their corporate commu nication issues in terms universities social respon sibilities during the first year of the pandemic. A qualitative document analysis was conducted to gather data from the universities’ websites and content analysis was applied to the data obtained. Codes are generated under categories in three themes. Findings revealed that universities use three different links for a variety of information disseminated through the websites inter changeably. News links are generally used for various notifications and information about covid effects mostly. Institutional contacts, official meetings and gatherings, and Covid based educational issues, con ferences and seminars were posted through the activity links of the universities. Announcement links were generally used to inform students about the semester issues and distance education information were posted by the universities.

Anahtar kelimeler: Higher education, social responsibility, corporate communication, qualitative research, pandemic

Orjinal Araştırma Makaleleri Turist Rehberliği Öğrencilerinde Hikâye Anlatıcılığı Becerisinin Kavramsal Analizi: Eğitim Müfredatına Yönelik Swot ve Belge Taraması Çerçevesi

Semahat Göker Özyürek

ss. 71 - 101   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.3

Özet

Bu makale, turist rehberliği öğrencilerinin mesleki yeterlilikleri bağlamında hikâye anlatıcılığı (storytelling) becerisinin kritik önemini ve eğitim müfredatına entegrasyon gerekliliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Deneyim ekonomisinin yükselişiyle birlikte, rehberlerin sadece bilgi aktarıcısı değil, aynı zamanda unutulmaz turizm deneyimleri yaratan anlatıcılar olarak konumlanması zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde, hikâye anlatıcılığının yorumlama (interpretation) kavramıyla ilişkisi, pedagojik önemi ve 21. yüzyıl becerilerine (yaratıcılık, empati) katkısı incelenmiştir. Yöntem olarak belge taraması ve içerik analizi kullanılmış olup, Türkiye'deki önde gelen turist rehberliği lisans programlarının müfredatları incelenmiştir. Analiz sonuçları, müfredatlarda hikâye anlatıcılığına yönelik uygulamalı ve zorunlu derslerin eksik olduğunu ortaya koyarak, güncel literatürdeki rehber iletişim becerisi eksikliği bulgularını desteklemiştir. Makale, bu bulgular ışığında, hikâye anlatıcılığı becerisinin geliştirilmesine yönelik SWOT Analizi çerçevesinde somut öneriler sunmaktadır. Temel öneriler arasında, uygulama saati yüksek zorunlu derslerin müfredata entegrasyonu, mentor luk programları ve dijital hikâye anlatıcılığı becerilerinin geliştiril mesi yer almaktadır. Bu çalışma, turist rehberliği eğitiminde beceri odaklı bir dönüşümün gerekliliğine dikkat çekmektedir

Anahtar kelimeler: turist rehberliği, hikâye anlatıcılığı, yorumlama, turizm eğitimi, SWOT analiz

Orjinal Araştırma Makaleleri Türkiye’de Hurda Çelik Geri Dönüşümü ve Çevresel Etkileri

Hakan Eryüzlü, Cem Boran

ss. 103 - 125   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.4

Özet

Modern Dünyada çelik üretimi önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de hurda çelik geri dönüşümünün endüstriyel karbon emisyonları üzerindeki etkisini ampirik olarak analiz etmektir. Veri seti olarak, 2003-2022 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Analizde, çelik üretimi için kullanılan hurda miktarı (DLTUKETIM) ve sanayi kaynaklı karbon dioksit (CO2) emisyonları (CO2INDS) olmak üzere iki temel değişkene odaklanılmıştır. Çalışmanın metodolojisi, değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli ilişkileri tespit etmek üzere iki aşamalı bir ekonometrik yaklaşım benimse miştir. İlk aşamada, uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi olup olmadığını test etmek için ARDL Sınır Testi uygulanmıştır. Test sonucunda, değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir uzun dönem ilişkisi buluna mamıştır. Bu bulgu, analizin odağını kısa dönem dina miklerine kaydırmıştır. İkinci aşamada, kısa dönemli nedensellik ilişkisini incelemek için bir Fark Vektör Otoregresif (VAR) modeli kurulmuş ve bu model üzerin den Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre: Çelik üretiminde kullanılan hurda miktarındaki artıştan endüstriyel CO2 emisyonlarına doğ ru tek yönlü, istatistiki olarak çok güçlü (χ²=268.81, p=0.0000) bir nedensellik ilişkisi gözlemlenmiştir. Diğer bir ifadeyle, hurda kullanımındaki artışın sanayi kaynaklı karbon salınımını anlamlı bir şekilde azalttığı ampirik olarak desteklenmiştir. Bu bulgu, hurda çelik geri dönüşümünün sadece ekonomik değil, aynı zamanda güçlü bir çevresel fayda ve karbon azaltım stratejisi olduğu görüşünü desteklemektedir.

Anahtar kelimeler: hurda çelik geri dönüşüm, karbon emisyon, enerji, sürdürülebilir üretim, çevresel etki

Orjinal Araştırma Makaleleri Vergi Suçu Olmasına Rağmen Ceza Kesilemeyen Haller ve Bu Hallerin Hukuk Sosyolojisi Açısından Değerlendirilmesi

Gozde Erkin

ss. 126 - 144   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.5

Özet

Makale, “Vergi Hukukunda, vergi suçu olmasına rağmen ceza kesilemeyecek haller” konusundan oluşmaktadır. Makalede, dikkatli bir çalışma ve araştırmayla vergilen dirme yetkisi tüm yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır. Makale; iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. İlk bölümde; vergi suçları, vergi suçu kavramı ve hukuksal niteliği ve vergi suçlarının çeşitleri açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; vergi cezalarının ödenmesi, kalkması ve ceza kesilemeycek hallerden olan yanılma, pişmanlık ve ıslah, pişmanlık ve ıslahın mahiyeti ve önemi, pişmanlık ve ıslah kurumunun uygulandığı ve uygulanmadığı suçlar, ölüm, mücbir sebepler, ve zaman aşımı konuları ve verginin bu yönüyle alakalı olduğu hukuk sosyolojisi ile ilgili alanlar incelenmiştir. Sonuç kısmında ise, vergi suçu olmasına rağmen ceza kesilemeyen haller ve sosyolojik durum ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.

ENG:

The article covers“Cases in Tax Law Where Penalties Are Not Imposed Despite Being Tax Crimes”. This article, through careful study and research, attempts to examine all aspects of taxation authority. The article consists of two sections and a conclusion. The first section explains tax crimes, the concept and legal nature of tax crimes, and the types of tax crimes. The second section examines the payment and removal of tax penalties, as well as the nature and importance of error,repentance, and correction, which are situations in which a penalty cannot be imposed; crimes to which repentance and correction apply and do not apply; death, force majeure, and the statute of limitations; and areas related to the sociology of law related to this aspect of taxation.The conclusion provides a general assessment of the sociological context and situations in which a penalty cannot be imposed despite being a tax offense.

Anahtar kelimeler: ceza hukuku, vergi suçları, vergilendirme yetkisi, ödeme, hukuk sosyolojisi

Orjinal Araştırma Makaleleri Makedon Halk Dilinde Kullanılan Beddualar (Kargışlar) ve Türkçeden Geçen Sözcükler

Filiz Mehmetoğlu

ss. 146 - 161   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.6

Özet

Makedon dili ve folkloruna geçmiş Türkçe sözcükler, kalıplaşmış ifadeler ve kültürel öğelerin tespit edilebilmesi için Makedonca bedduaları (kargışlar) incelemek bu çalışmanın problematiğini oluşturmaktadır. Asıl amaç, eskiden beri süregelerek kalıplaşmış olan bu beddualardaki Türkçe kökenli yapıları (sözcük, kalıp ifade, kültürel öğe) ortaya koymaktır. İkincil bir amaç da daha önce Türk diline çevrilmemiş Makedon halk sözel ürünlerinden olan bedduaların Türkçeye yansıtılmasıdır. Türk dilinden, Makedon diline girmiş Türkçe sözcüklerin izini sürerken; özellikle ilk derlemeler üzerinde durulmuş tur. Gerek Osmanlı yönetiminin etkisi, gerekse vaktiyle iskân edilmiş Türk nüfusunun yoğunluğu sebebiyle, halkın konuştuğu dilde, Türk dilinden geçen sözcükler, günümüzde kullanılan dilden çok daha fazladır. Dolayısıyla bu makalede, Makedon folklorunun önde gelen derlemecilerinden Marko Tsepenkov’un derlediği beddualar üzerinde durulmuştur. Öncelikle kavram olarak İslamiyet öncesi ve sonrasın daki beddua, ve ilenç sözcükleri açıklanmış; bu çalışmadaki beddua ların çevirisine de kısaca değinilmiştir. Yöntem olarak ise taranan sözcükler ve kalıp ifadeler Makedon dilinden Türk diline çevrilmiş, Türk dilinin etkisi incelenmiştir. Bedduaların çevirisi ile birlikte, Makedonca orijinalleri de verilmiştir. Çeviri ve inceleme odaklı bu çalışmadan çıkan sonuçlar, yüzdelik olarak da hesaplanmıştır. Yanı sıra Makedon bedduaları incelenerek, konusal sınıflandırılması yapılmıştır. Toplamda yedi temel konun olduğu tespit edilmiştir. Bu incelemeye bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde Makedon atasözlerinde geçen öğeler ise tablo halinde çıkartılmıştır. Makedon beddualarıyla ilgili Türkçeye kazandırılan ilk çalışmadır.

Eng.

The problem of this study is to examine Macedonian curses (kargışlar) in order to identify Turkish words, idiomatic expressions and cultural elements that have been passed down to the Macedonian language and folklore. The primary objective is to reveal the Turkish-origin structures (words, idiomatic expressions, cultural elements) in these curses, which have become fixed over time. A secondary aim is to translate into Turkish the curses, which are Macedonian folk oral products that have not been translated into Turkish before. While tracing the Turkish words that have entered the Macedonian language from the Turkish language, particular emphasis has been placed on the first compilations. Due to the influence of Ottoman rule and the density of the Turkish population that settled there in the past, the language spoken by the people contains many more words borrowed from Turkish than the language used today. Therefore, this article focuses on the curses compiled by Marko Tsepenkov, one of the leading collectors of Macedonian folklore. First, the concepts of pre-Islamic and post Islamic curses and the words for curses are explained, and the translation of the curses is briefly discussed. In terms of methodology, the words and phrases that were examined were translated from Macedonian into Turkish, and the influence of the Turkish language was analysed. Along with the translations of the curses, their Macedonian originals are also provided. Percentage ratios have been calculated to facilitate a better understanding of the results of this translation and analysis-focused study. The aim of this study is to enrich the Turkish language, culture and folklore.

Anahtar kelimeler: Makedonca beddualar, Makedoncada Türkçe sözcükler, beddua çevirisi, Makedon folkloru, Makedon dili

Orjinal Araştırma Makaleleri İnşacı Kurumsalcılık Açısından Gürcü Rüyası Partisi Lideri Bidzina İvanişvili Hakkında Bir Değerlendirme / Evaluation of the Georgian Dream Party Leader Bidzina Ivanishili In Terms of Constructive Institutionalism

Seda Kaya Karabulut

ss. 162 - 189   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.7

Özet

Akademik tartışmaları, kuramsal metinler içerisine entegre edebilmek, kavramsal analizi daha uygulanabilir hale getirmek tedir. Özellikle güncel olayların analizini teoriyle kompoze hale getirmek, çalışmanın çıktılarını önemi ölçüde etkilemektedir. Bu açıdan teorilerin kendini yeniden üretmesi, güncel meselelere dair analiz yeteneklerini arttırmaktadır. Bu anlamda kurumsalcı teori içerisinde, yeni kurumsalcı varyantların da ötesinde bir kurum – aktör ilişkisi geliştiren yeni bir teori mevcuttur. İngilizce teorminolojide conructivist institutionalism ismiyle literatürde yer edinen, inşacı kurumsalcılık olarak Türkçeye çevrilebilen bu teorik yaklaşımın, entelektüel kökenleri 1998’deki bir çalışmaya dayansa da kapsamlı analizi 2008’de Colin Hay tarafından yapılmıştır. Bu çalışma, “inşacı kurumsalcılık” (constructivist institutionalism) olarak tarafımızca Türkçeye çevrilmiş olan ve kurumsalcı yaklaşım içerisinde genç ve ufuk açıcı olduğuna inanılan bu teorik yaklaşımı önce açıklamayı sonra da bu teorinin katmış olduğu yeni perspektifi Gürcistan’ın yakın dönem siyaseti temel alınarak incelemeyi hedeflemektedir. Küresel siyasette yükselişte olan lider davranışları ve liderlerin dinamik siyaset yapma tarzını açıklama kapasitesini yüksek gördüğümüz bu teori aynı zamanda, teorilerin genç revizyonlarının dinamik sahayı açıklama kapasiteleri açısından önemli olduğu vurgulanacaktır. Ayrıca bu çalışma, teori içerisinde informel lideri, kurumsal değişimde önemli bir bağımsız değişken olarak ele almanın yollarını arayacaktır. Böylece liderlerin yalnızca kurumsal kimlikleri ile değil kurum dışı olarak etkileme kapasiteleri ortaya konacaktır. Teorinin kendi içindeki bu eksikli ğini gidermek amacıyla Gürcistan siyasetinde İvanişvili örnek olarak seçilmiştir.

Eng.

Integrating academic debates into theoretical texts makes conceptual analysis more applicable. Composing current events with theory significantly affects the outcomes of a study. In this regard, the capacity of theories to reproduce themselves enhances their ability to analyze contemporary issues. Within institutionalist theory, there exists a new approach that goes beyond the variants of new institutionalism and develops a more refined institution actor relationship. Known in the English literature as constructivist institutionalism, this theoretical approach—referred to in Turkish as inşacı kurumsalcılık or yapılandırmacı kurumsalcılık—has its intellectual roots in a 1998 study, but its comprehensive analysis was presented by Colin Hay in 2008. This study aims to first explain constructivist institutionalism, a relatively young and intellectually promising approach within the institutionalist tradition, and then to examine the new perspective it offers by analyzing the recent political developments in Georgia. We argue that this theory has a high explanatory capacity in accounting for rising leadership behaviors and the dynamic political strategies of leaders in global politics. Furthermore, the study will emphasize the importance of these younger theoretical revisions in terms of their potential to explain fast-changing political realities. In addition, this study seeks to explore ways of conceptualizing informal leadership as a significant independent variable in processes of institutional change within the theoretical framework. In doing so, it aims to demonst rate that leaders exert influence not only through their formal institutional roles but also through their extra-institutional capacities to shape political outcomes. In order to address this theoretical shortcoming, the study selects Bidzina Ivanishvili as a case study within the context of Georgian politics.

Anahtar kelimeler: inşacı kurumsalcılık, Gürcistan, lider, kurum, Gürcü rüyası partisi

Derleme Makaleleri Effects of Social Media Use on Education / Sosyal Medya Kullanımının Eğitim Üzerindeki Etkileri

Ece Emre Müezzin

ss. 190 - 213   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.8

Özet

This study aims to provide a comprehensive overview of the effects of social media use on educational processes by synthesizing previous research findings. Conducted as a systematic review, the study examined articles published between 2012 and 2023, using “social media” and “education” as keywords. A total of 14 studies involving both students and teachers/instructors were selected based on specific inclusion criteria. The findings generally indicate that the use of social media contributes positively to education in various ways. For students, social media enhances engagement in lessons, enables easy access to educational materials, supports collaborative learning, strengthens peer interaction, and increases motivation. It also provides a more flexible and interactive learning environment, particularly in distance education settings. For teachers and instructors, social media is used as a tool to share resources, facilitate communication, design creative activities, and extend learning beyond the boundaries of the classroom. However, the review also highlights the potential negative consequences of excessive or unregulated social media use. These include distraction, addiction, reduced focus, and a decline in academic performance. Therefore, while social media holds strong educational potential, its use must be intentional, mode rated, and guided by pedagogical goals. The study concludes by recommending that educational institutions support the integration of social media tools in teaching, provide digital lite racy training to both educators and learners, and design structured online learning environments that promote healthy and purposeful use.

TR:

Bu çalışma, sosyal medya kullanımının eğitim üzerindeki etkilerini inceleyen araştırma sonuçlarını bir araya getirerek mevcut literatüre kapsamlı bir bakış sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, sistematik derleme yöntemiyle yürütülmüş ve 2012- 2023 yılları arasında yayımlanan çalışmalar belirli ölçütler doğrultusunda taranmıştır. “Sosyal medya” ve “eğitim” anahtar kelimeleriyle yapılan veri toplama süreci sonucunda, öğrenciler ile öğretmen/öğretim elemanlarını kapsayan toplam 14 çalışma inceleme kapsamına alınmıştır. Elde edilen bulgular, sosyal medyanın eğitim süreçlerinde çok yönlü ve önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Öğrencilerin sosyal medya aracılığıyla öğrenme materyallerine daha hızlı ulaşabildiği, grup çalışmalarına daha aktif katıldığı, derse yönelik motivasyonlarının arttığı ve iletişim becerilerinin geliştiği belirlenmiştir. Öğretmenler ise sosyal medyayı bilgi paylaşımı, ders içeriğini zenginleştirme, öğrencilerle etkileşimi artırma ve öğrenme ortamını daha esnek hâle getirme amacıyla kullanmaktadır. Bununla birlikte, bazı araştırmalarda sosyal medyanın aşırı ve kontrolsüz kullanımının dikkat dağınıklığı, sosyal medya bağımlılığı ve akademik performansta düşüş gibi olumsuz etkiler doğurabileceği de vurgulanmaktadır. Bu noktada, sosyal medyanın eğitimde bilinçli, dengeli ve amaç odaklı kullanımı önem taşımaktadır. Çalışmanın sonucunda, sosyal medya araçlarının eğitim programlarına entegrasyonunun desteklenmesi, öğrenciler ve öğretmenler için dijital farkındalık - artırılması ve çevrim içi öğrenme ortamlarının pedagojik olarak yapılandırılması önerilmektedir

Anahtar sözcükler: sosyal medya, eğitim, öğrenci, öğretmen, akademik başarı, motivasyon, etkileşim

Anahtar kelimeler: social media, education, student engagement, academic performance, teacher practices, digital learning, motivation

Derleme Makaleleri 21. Yüzyılda Aile Şirketlerinin Siyasal Gücü Üzerine Bir Analiz: ABD’de Rockefeller Ailesi Şirketleri Örneği/ An Analysis of the Political Influence of Family Businesses in the 21st Century: The Case of the Rockefeller Family Enterprises in the United States

Erden Kişi - Derya Davran Kişi

ss. 214 - 236   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.9

Özet

Sermaye ve siyaset arasındaki ilişki, özel mülkiyetin ortaya çıktığı andan günümüze neredeyse tüm dünya ülkelerinde görünen bir olgu olmuştur. Özellikle seçim süreçlerinde sermaye odaklarının, siyaset mekanizması üzerinde oldukça belirleyici bir etkiye sahip oldukları görülmüştür. Sonrasındaki süreçte ise sermaye odaklarının, siyaset mekanizması üzerindeki etkin gücünü, daha kalıcı hala getirmek amacıyla ciddi bir mücadele içerisinde oldukları anlaşılmıştır. Bu temelde, son dönemlere gelindiğinde şirketokrasi denilen bir kavramın ortaya çıktığı görülmüştür. Sermayenin kurumsallaşmış siyasi gücünü ifade eden bu kavram, daha çok ABD siyasetinde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, ABD’de faaliyetlerini yürüten Rockefeller Ailesi’nin ABD siyasetindeki şirketokratik gücü, analiz edilmeye çalışılmıştır. Süreç içerisinde ailenin, büyüyen sermaye gücü ile paralel bir şekilde ilerleyen siyasi gücü, analiz edilmeye gayret edilmiştir. Daha sonrasında, Trump döneminde Rockefeller Ailesi’nin sahip olduğu siyasi güç irdelenmiştir. En nihayetinde ise 21. yüzyıl sürecinde Rockefeller Ailesi’nin, ulusal ve küresel siyasetteki etkisinin geleceği anlaşılmak istenmiştir. Çalışma özelinde, mevcut literatür taranarak, inceleme-derleme bir eser ortaya çıkarılmıştır.

ENG.

The relationship between capital and politics has been a phenomenon in almost all countries of the world since the emergence of private property. It has been observed that the centers of capital have a very decisive influence on the political mechanism, especially during election processes. In the process that followed, it was understood that the capital centers were engaged in a serious struggle in order to make their effective power over the political mechanism more permanent. On this basis, a concept called corporatocracy has emerged in recent times. This concept, which refers to the institutionalized political power of capital, is mostly encountered in US politics. In this study, the corporocratic power of the Rockefeller Family in US politics has been analyzed. In the process, the political power of the family, which progresses in parallel with its growing capital power, has been analyzed. Then, the political power of the Rockefeller Family in the Trump era was analyzed. Finally, the future of the Rockefeller Family's influence in national and global politics in the 21st century is sought to be understood. In this study, the existing literature has been reviewed and a review-compilation work has been produced.

Anahtar kelimeler: şirketokrasi, Rockefeller ailesi, ABD siyaseti, sermaye ve, siyaset ilişkisi

Çeviri Makale Otobiyografik Belgesellerde Kişisel Arşiv Olarak Ev Filmleri / Home Movies as Personal Archives in Autobiographical Documentaries

Efrén Cuevas - Çeviren: Utku D. Andiç

ss. 237 - 257   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.10

Özet

Bu makalenin amacı, otobiyografik bir yaklaşımla çekilen filmlerde ev filmlerinin kullanımını incelemektir. Bu tür filmlerde, film yapımcıları kendi ve ailelerinin yaşantıları üzerine bir anlatı kurma arayışında ev içi malzemeyi kişisel arşivler olarak kullanırlar. Ev filmlerinin dönüşü münü bu bağlamda üç farklı şekilde ele alacağım: doğallaştırma, çelişki ve tarihselleştirme. Bu üç yaklaşım, kişisel arşivlerin otobiyografik filmlerde kamusal hale geldiklerinde kazandıkları anlamların çeşit liliğini ve zenginliğini göstermektedir. Bu analiz için Ross McElwee, Lise Yasui, Alina Marazzi veya Michal Aviad gibi film yapımcılarının çalışmalarından yararlanacağım.

Eng.

The aim of this article is to study the use of home movies in films made with an autobiographical approach, in which the film-makers employ domestic material as personal archives in their quest to build a narrative out of their lives and the lives of their families. I will propose three different ways in which home movies are recycled in this context: naturalization, contradiction and historicization. These three approaches show the diversity and richness of meanings that these personal archives acquire when they become public in autobiographical films. For this analysis, I will draw from the work of filmmakers such as Ross McElwee, Lise Yasui, Alina Marazzi or Michal Aviad.

Anahtar kelimeler: : belgesel, otobiyografi, arşivler, ev, filmleri, aile anısı, geri dönüştürme

Kitap İncelemesi Jean Giono’nun Ağaç Diken Adam Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme / A Review of Jean Giono’s The Man who Planted Trees

Tuğçe Gül Babacan

ss. 258 - 265   |  DOI: https://doi.org/10.29329/ufusobed.2026.1410.11

Özet

Jean Giono tarafından yazılmış Ağaç Diken Adam adlı Fransız romanı, ilk olarak 1953 yılında basılmıştır. Bu eser, materyal kazanımlardan ve moderniteden uzak bir yaşam süren kurgusal bir karakter olan tekil bir çobanın hayatını konu almaktadır. Eserin ana karakteri olan Elzéard Bouffier, uzun yıllar süren çabaları sonucunda, çölleşmiş ve yaşam kaynakları tükenmiş bir bölgeyi meşe palamudu ekerek yeşillendirmiş ve bölgenin ekosistemini geri kazandırmıştır. Dünya genelinde çevre çalışmaları ve ekoeleştiri alanında ortaya çıkan araştırmalar hız kazanmaktadır. Türkiye için ise doğal alanların ve ağaçlık bölgelerin korunması ve sürdürü lebilirliği üzerine adımlar atılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda edebi bir eser olan Ağaç Diken Adam, ağaç ekme ile alanların yeşillendirilmesi konusunda insanlığa umut veren kült bir eserdir. Bu çalışmanın amacı ise, bu eserin incelenmesi ve Türk çevre edebiyatı alanına ve bilimsel araştırmalara katkıda bulunma hedefini vurgulamaktır.

Eng.

The Man Who Planted Trees, written by Jean Giono, is a French novella, first published in 1953. This work focuses on the life of a fictional character, a solitary shepherd, who pursues a living far removed from material gains and modernity. During the lengthful course of years of work on the land, the main character of the work, Elzéard Bouffier, plants acorns and manages to green a desertified region, whose life sources had been depleted, and restores the region's ecosystem. Efforts in the field of the environmental studies and ecocritical studies are gaining momentum worldwide. For Türkiye, it is important to take steps towards the protection and sustainability of natural areas and forested regions. In this context, The Man Who Planted Trees, as a literary work, is a prominent classic that gives hope for humanity regarding the greening of areas through planting trees. The aim of this study is to examine this work and contribute to the field of Turkish environmental literature and scientific research.

Anahtar kelimeler: Jean Giono, Ağaç Diken Adam, Ekoeleştiri, Çevrecilik, Ekolojik restorasyon